SEVDALARIN DIYARI
Başlığı Görüntüle
SEVDALARIN DIYARI » (¯`·._.· Sevdalarin Diyarina ·._.·´¯) » Körfezli Gençler
Who is here? 1 guest(s)
 Başlığı Yazdır
Övme ve Övülme Sınırı
gunahkarussaki
Bismillahirrahmanirrahim.
Övme ve Övülme Sınırı

Cenabı Allah;ın mağfiretini, rahmetini ve ilmini umarak yazıma ismiyle başlıyorum. Üstat bediüzzaman;ın bir benzetmesini günümüz kavramlarına indirgeyerek başlamak istiyorum. Besmelenin önemini anlatırken bir padişahın biri gizli biri açık iki adamının durumunu örnek verir. Biz de şöyle çevirelim günümüze; Cumhurbaşkanı bir köye iki adam gönderir, birine der ki kılığını kıyafetini halktan birisi gibi yap ve benim adamım olduğunu sakın kimseye söyleme, gizle, misafir olarak git, bakalım sana karşı nasıl davranacaklar, der.
Diğerine der ki; sen o köye benim adamım olarak, bana yakışacak şekilde git ve bakalım sana karşı nasıl davranacaklar. Sonuçta sizlerin de tahmin edebileceğiniz gibi gizli adama hiç itibar etmezler, ama açıktan Cumhurbaşkanının adamıyım diyen kişiye köylüler çok itibar ederler ve güzel yemeklerini ona yedirirler, iyi yataklarda yatırırlar, sonuçta en iyi izzeti ikramı yaparlar. İşte besmele çekip işe başlayan kişi çevresine ben Allah;ın adamıyım demiş olur ve çevresindeki mahlûkat ona itaatkâr davranır.
Dilimizle yüce Yaratıcıyı övmek bizim kulluk borcumuzdur. Bunu fatiha;da 1.ayette;Elhamdülillahi rabbil âlemin; diyerek ;Hâmd Allah için o âlemin rabbidir.;deriz. Bir dildeki sözcüklerin tam karşılığı olmamakla beraber müfessirler ;El Hâmd; bilinen bir övgü şeklinde yorumlamışlardır. Tehıyyate oturunca da ;Hayatımız, dil ile, mal ile yapılan ibadetler Allah içindir; diyerek duamıza başlarız. Bu dil ile yapılan ibadeti bazı cemaatler çok güzel yapıyor; her şeyden, her varlıktan bir Allah;ın hikmetini çıkarıyorlar, ki çok güzel bir alışkanlık. Ancak fazlaca da eşyaya takılıp kalmamak gerekir.
Bazıları gerek fatihanın birinci ayetine bakarak gerek tehıyyatın başına bakarak diyorlar ki, Cenabı Allah;tan başka hiç kimse övülemez, hiçbir varlık övülemez fetvasını veriyorlar ve övenleri şirke gitmekle suçluyorlar. İşte bu noktada Peygamberimiz bizim için en güzel örnektir. Bu konuda peygamberimiz nasıl davranmış. Bildiğimiz kadarıyla sahabelerinin bazılarını bazı özelliklerinden dolayı övmüştür. Bazı soy sop övünmesini de hoş görmemiştir. Peygamberimizi, ehlibeytini ve sahabelerini bizzat Allah cc. övmüştür. Demek ki övme var, ama ne kadar? İşte bu noktada bir mürşidin gerekliliği, bir şeyhin gerekliliği ortaya çıkıyor. Üstat Necip Fazıl bu konuda bir ölçü koyuyor, sözünü hatırlayabildiğim kadar yazıyorum. ;C.Allah;ı öv, sınırsız derecede yüceliğini dile getir. Âcizane buna bir ölçü koymak istiyorum; C.Allah;ın 99 ismine mütenasip düşecek şekilde sınırsız ve gücümüzün son sınırına kadar övmeliyiz. Peygamber efendimizi övmeliyiz sonsuz derece, ama Allah demeyecek kadar. Sahabeleri övmeliyiz peygamber demeyecek kadar. Tabiini övmeliyiz sahabe demeyecek kadar. Diğer büyüklerimizi de mümkün mertebe sıra şaşırmadan övmeliyiz, ancak bazen bir İslam büyüğümüz, aldığımız nisbet, himmet ve faydalandığımız ilmi sayesinde bize diğerlerinden büyük görünebilir. Ancak haklarında ayet veya hadis olanlar hariç diğerlerini fazla sevmek veya ölçüsüz davranmak yanlış olmaz. Çünkü bizim meşrebimize göre o zatı muhterem bizim faydalanmamız için bize büyük gözükmüş olabilir.
Bir de övme denilince ilk insan Âdem(as)ın yaratılışını ve bu konuda Kuran-ı Kerim;de anlatılanları hatırlayalım. Şeytan aleyhi lane C.Allah;ın Âdem(as)babamıza değer vermesini çekememişti, hasetlenmişti ve bize düşman olmuştu. Oysa Âdem(as)babamızın şeytana hiçbir zararı olmamıştı, düşmanlığı sırf hasedindendi. Bu durumda haset etmek şeytani bir davranıştır ve bu daha çok Yahudilerde görüldüğü için Yahudice bir davranıştır denilmiştir.
Şimdi kafamızı iki elimizin arasına alıp şöyle bir muhasebe yapalım. Büyük zatlara, şeyhlere ve özellikle seyyidlere karşı yürütülen düşmanca sözler ve davranışlar şeytani mi, Rahmani mi? Bu zatların ne yandan bakılırsa bakılsın bütün gayeleri C.Allah;ın rızasını kazanmak ve onun için çalışmaktır; Peygamber efendimizin sünnetlerini yaymak için çalışıyorlar, acaba bizde bu zatlara karşı düşmanca düşüncede isek şeytanın emrine mi girdik, iyi düşünmeliyiz.
Kuranda bu konuda bir ayet vardır yakinen ;size bir haber getirdiklerinde hemen inanmayın, onu araştırın, belki bilmeden bir kavme veya bir kişiye haksız yere zulmetmiş olursunuz.; Kaldı ki alim, fazıl, kâmil ve seyyid olan bu zatı muhteremlere niçin düşmanlık yaparız?
Bu konuda âcizane bir yorumda bulunacağım. Güya kalplerini şirkten temizlemek için, dinimiz hakkındaki naslardan sistematik bir şekilde kurallar çıkarmış olan mezhep imamlarına karşı kampanyalar yürüttüler ve kısmen de başarılı oldular ve dinimizin kaynağı iki nur şehrinde vahhabiliği yaydılar. Dinimizi yaşantı ve hâl haline getiren tarikatlar aleyhinde propagandalar yaptılar ve kısmen de olsa başarılı oldular. Şimdilerde;dinimizde din adamı yoktur.; saçmalığını işliyorlar ki cemaatleri iyi veya kötü deruhte eden imamlarımızı da bir kaldırabilseler; ondan sonra güya akıllarına göre Müslümanlığı ortadan kaldıracaklar. Onlar bilmiyorlar mı hicretten önce Medine;ye gönderilen Musab (Ra.) ve ekibi ve peygamberimiz;(SAV.)in kabilelere, başka ülkelere gönderdiği elçiler hep birer din adamı görevi görüyorlardı.
Ey halis niyetli kardeşlerim; bilmeden bindiğiniz dalı kesmeyin, sonra bu dünya bağının sahibinin zoruna giderse son pişmanlığımız fayda vermez.
C.Allah istediği gibi bize istikamet versin, âmin.
Düzenleyen gunahkarussaki Düzenleme Tarihi: 13/12/2009
 
beyda1320
doğru dedin abdulbaki karedeş

aro ellerine sağlık
 
aro çok güzeldi Sad
 
fakih kemal
Allah razı olsun kurban ellerine sağlık
Şikayetçi olup ağladığım nice günler oldu. Zaman geldi ki ağladığım günlere ağladım. (Hazret-i Ebubekir Radiyallahu anh)
 
aro
 
Atlanılacak Forum:
Similar Threads
Başlık Forum Cevaplar En Son Mesaj
Yaş sınırı kaldırılsın ! Duyurular 11 19/12/2009