SEVDALARIN DIYARI
Başlığı Görüntüle
SEVDALARIN DIYARI » (¯`·._.· Sevdalarin Diyarina ·._.·´¯) » Körfezli Gençler
Who is here? 1 guest(s)
 Başlığı Yazdır
Gıybetler ve Zanlar,Getirir Fitneler ve Ayrılıklar
gunahkarussaki
Caminin Dirilişi 59
Gıybetler ve Zanlar, Ayrılık ve Fitneleri Getirir
Hz. Ömer ra. Efendimiz zamanında münafıklar birbirlerine mektup yazarlarmış. Özet olarak şöyle yalan haberler yayarlarmış.;Bizim buradaki vâli her ne kadar gündüz cemaat içinde olsa da akşam oldumu çilingir sofrasını kurduruyor. İçki şarap içiyor ve çevresindekilere de içiriyor. Bir yandan da çalgılar çaldırıp kadınlar oynatıyor ve kumarlar oynatıyor. Sizin oralar nasıl? Buralar çok bozuldu.; O zamanda ayrıca postane kurumu olmadığı için gelen giden mektuplar camilerde açılıp okunurmuş. Mektubu okuyan münafığın yanındaki müminler de bu haberlerden etkilenirlermiş. Şöyle düşünürlermiş.;Demek her yer bozulmuş, en iyisi bizim buralar. Öyle yerlerde savaş yapma gereği doğsa asker göndermeyelim.; Derlermiş. Zaten münafıkların ****esi buymuş. Müminler arasındaki birbirlerine olan güven duygusunu sarsmak ve böylece kafirlere yardım etmekmiş amaçları. Durumun farkına varan Hz. Ömer ra. Efendimiz Valiliklere güvendiği sahabelerden denetleyiciler göndermiş; hatta bazı vâliliklere bizzat kendisi giderek kontrol etmiş. Bütün valiliklerden sağlam raporu gelmiş, ancak yanlış hatırlıyorsam Allah;ım cc. Affetsin Şam;dan olumsuz raporu gelmiş. Olumsuz gelmesine sebep de;İslâm tarihçileri detayını daha iyi bilir.- münafıklar giden gözlemcilere oyun dönmüşler de ondan olumsuz raporu gelmiş. Yeni valinin atanması ve yolda giderken münafıkların oyunlarıyla Hz. Ömer ra. Efendimizden sonra çıkan fitnelerin tohumları atıl-mış.
Bütün fitnelerin temeli, gıybet, zan ve vahiyden ayrı kalma ile oluşan sorunların vahiy ışığında çözüm aramamaktan ve sorunları fitne haline getirecek şekilde yaymaktan kaynaklanıyor. Elbette ki hepimizin eksiği kusuru olabilir. Birbirimizin eksiğini bilhassa cemaatleri ve liderlerini facebookta paylaşacağımıza ek**** ve yanlış gördüğümüze bizzat kendisine yazarak;kardeşlerim veya hocam, kardeşim senin böyle düşünmen veya şöyle yapman şu ayete, şu hadise terstir.; Demeliyiz. Böylece hem birbirimize tebliğ görevimizi yapmış oluruz; hem fitne çıkmasına meydan vermemiş oluruz.
Şu zamanda görüntüler ses taklitiyle, hatta görüntü taklitleri seslendirilerek fitne çıkaranlar var. Yüce kitabımız Kuranda bir ayet vardır, Hucurat suresi ayet 6.;Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir top-luluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.; uyarısı vardır. Ne ilginçtir Facebook ile fasık sözcükleri neredeyse birbi-rinin sesteşi kelimeler. Kalbinize doğdu mu bilemiyorum adeta bu zamanda fitnenin çok olacağına dair Kuran;ın bir mucizesi olabilir. Gıybetler ve zanlar, ayrılık ve fitneleri getirir.Sözümüzü ilahi vahye bırakalım.Sözün en doğrusu Allah cc. Ve Peygamberimizin sözleridir. Aşağıda bu konudaki bazı ayet ve hadisler en güzeli Vesselam..
Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kimini-zin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah;tan korkup-sakının. şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir. (Hucurat Suresi, 12) Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi;olmadık-kötü lakaplarla; çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 11) Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah;ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. (Zümer Suresi, 18) Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline; (Hümeze Suresi, 1) Ey iman edenler, müminleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah;a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misinizş (Nisa Suresi, 144)
4291 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?"
"Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine:
"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anma-sıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam:
"Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış ol-dun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."
Ebu Davud, Edeb 40, (4874); Tirmizi, Birr 23, (1935); Müslim, Birr 70, (2589).
4292 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ey Al-lah'ın Resûlü, sana Safiyye'deki şu şu hal yeter!" demiştim. (Bundan memnun kalmadı veSmile
"Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştı-rılsaydı (denizin suyuna galebe çalıp) ifsad ede-cekti" buyurdu. Hz. Aişe ilaveten der ki: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi:
"Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiil-le) taklid etmem. Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile!"
Ebu Davud, Edeb 40, (4875); Tirmizi, Sıfatu'l-Kıyame 52, (2503, 2504).
4296 - Muaz İbnu Esed el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu-yurdular ki:
"Kim bir mü'mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de müslümana kötülenmesini dile-yerek bir iftira atarsa, Allah onu, Kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söyle-diğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder."
Ebu Dav4297 - Hz. Cabir ve Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücâhir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur."
ud, Edeb 41, (4883).

Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah;tan ve Resûlü;nden ve müminlerden başka sır-dostu edinme-yenleri Allah;bilip (ortaya) çıkarmadan; bırakılıvere-ceğinizi mi sandınızş Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Tevbe Suresi, 16) Müminlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah;ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah;ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. şüphesiz Allah, adil olanları sever. (Hucurat Suresi, 9) Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8) Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah;tan korkup-sakının. (Maide Suresi, 57) Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır. (Al-i İmran Suresi, 105)
Allah;ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah;ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O;nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)
Herkesin (her toplumun) yüzünü çevirdiği bir yön vardır. Öyleyse hayırlarda yarışınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. (Bakara Suresi, 148) Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona;bir şahid-gözetleyici; olarak Kitab;ı (Kur;an;ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah;ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah;adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir. (Maide Suresi, 48);Boş ve yararsız olan sözü işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve:;Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz; derler. (Kasas Suresi, 55)
Onlar,;tümüyle boş; şeylerden yüz çevirenlerdir; (Mü;minun Suresi, 3)
 
Atlanılacak Forum: